Pozitif düşün, pozitif kal!

Oğuzhan Başar tarafından 26 Ocak 2010 tarihinde yazılmıştır · 2 yorum

Başarı,Kişisel gelişim,Sağlık

Bu gün Marjinal Yaklaşımlar’ın e-bülteninde aşağıdaki yazı ile karşılaştım… İlginç bir yazı..  Duygusal durumlardan etkilenmekten, çevremizdeki negatif duyguların çoğunu; farkında olmadan emdiğimizden bahsediyor. Buna sünger olmak diyor..  Acaba diye düşündüm.. ve kendime sordum; “Acaba gerçekten çevremizdeki etkileşimden bu kadar çok etkileniyor muyuz?” Cevabım isteksizce ama durumu çok iyi şekilde kavramış  olarak “Evet” oldu..  Sanırım biraz çözüm yolları üzerinde çalışmak gerek…

Neyse, Pozitif düşün, pozitif kal! İşte ilgili yazı aşağıda..

Negatif Duygulardan Kaçınmanın Yolları

Stres ve duygusal yük ile dolu bir dünyada amaçlı ve dengeli olmayı öğrenmek önem taşır. Korku, öfke ve hayal kırıklığı birer enerji olduğundan, bunları farkına bile varmadan insanlardan “kapma” potansiyeliniz yüksektir. Duygusal bir sünger olmaya yatkınsanız, bir başkasının negatif duygularından uzak durmayı ya da kalabalık içinde serbest dolaşan olumsuz duygulardan kaçınmayı bilmek yaşamsaldır. Bir başka sorun ise kronik endişe, depresyon ya da stresin savunma mekanizmanızı yıpratarak sizi duygusal bir süngere dönüştürmesidir. Birdenbire, özellikle benzer acıları olanlarla hiper uyumlu hale gelirsiniz. Empati böyle işler; kendi içimizde çözülemeyen çok önemli konulara yoğunlaşırız. Enerji açısından bakıldığında, negatif duygular pek çok kaynaktan doğabilir. Hissettiğiniz şey kendinize ya da bir başkasına ait olabileceği gibi, bir bileşim de olabilir. Aradaki farkı nasıl tanımlayacağınızı ve pozitif duyguları stratejik olarak nasıl yüreklendireceğinizi açıklayacağım. Böylece, size ait olmayan olumsuzlukları yüklenmeniz gerekmeyecek.

Bu, her zaman yapmayı bildiğim birşey değildi. Büyüme çağında, kız arkadaşlarım alışveriş merkezlerine ve partilere gitmek için sabırsızlanırlardı; ne kadar büyükse, o kadar iyiydi… Ama ben onların heyecanını paylaşmazdım. Kalabalık ortamlarda kendimi hep ambale olmuş ve bitkin hissederdim; nedenini bilmiyordum. Arkadaşlarım beni en tuhaf bakışlarla süzüp “Neyin var?” derlerdi. Tek bildiğim, kalabalık mekanlar ile ben bir arada olamıyorduk. Bu tür mekanlara kendimi iyi hissederek gider, oralardan sinirli, keyifsiz ya da berbat bir ağrı ya da sızı içinde ayrılırdım. Kuşkusuz, çevremdeki insanların duygularını emen devasa bir süngerdim.

Hastalarımda da başka insanların duygularını emmenin, panik atakları; depresyonu; aşırı yemeyi, seksi ve ilaç kullanımını; ayrıca, geleneksel tıbbi teşhis yöntemlerine kafa tutan bol miktarda fiziksel semptomu tetiklediğini gördüm. Hastalık Kontrolü ve Önleme Merkezleri, iki milyonu aşkın Amerikalının kronik yorgunluktan muzdarip olduğunu bildiriyor. Büyük ihtimalle, bu insanların çoğu birer duygusal sünger.

Aşağıda sunulan stratejiler, başka insanların duygularını emmeyi bırakmanıza yardımcı olacak.

  • Önce kendinize şunu sorun
    “Bu duygu bana mı yoksa başkasına mı ait?” Her ikisi de olabilir. Korku ya da öfke gibi duygular size aitse, kendi başınıza ya da profesyonel yardım alarak bu duygunun kaynağıyla usulca yüzleşin. Size ait değilse, bariz kaynağı bulmaya çalışın. Örneğin, az önce bir komedi filmi izlemiş, ama sinemadan eve kendinizi keyifsiz hissederek dönmüşseniz, yanınızda oturan insanların depresyonunu bünyenize katmış olabilirsiniz; çok yakın durulduğunda, enerji alanları çakışır. Aynı durum, bir alışveriş merkezine ya da kalabalık bir konsere gidildiğinde de geçerlidir.
  • Mümkünse, kendinizi şüpheli kaynaktan uzak tutun.
    En az 7 metre öteden geçin; kendinizi rahat hissedip hissetmediğinize dikkat edin. Yabancıları gücendirmeyi istememek konusunda aşırıya kaçmayın. Kamusal bir alanda, depresyon yüklendiğinizi hissediyorsanız, oturduğunuz yeri değiştirmekte tereddüt etmeyin.
  • Birkaç dakika, nefesinize odaklanarak kendinizi merkeze alın.
    Bu sizi özünüze bağlar. Nefes alıp verirken, olumsuzluk verin, sakinlik alın. Böylece, kendinizi belli bir zemine oturtur ve korku ya da diğer zor duygulardan arındırırsınız. Olumsuzluğu bedeninizden dışarı çıkan gri bir sis olarak, umudu ise bedeninize giren altın rengi bir ışık olarak gözünüzde canlandırın. Bu, çabuk sonuç verebilir.
  • Korku gibi negatif duygular sıklıkla karın boşluğundaki sinir ağında duygusal merkezinize takılıp kalır.
    Stresi saklandığı yerden çıkarmak için avcunuzu bu bölgeye yerleştirin ve o noktaya iyi hisler akıtın. Çoktandır süregelen depresyon ya da endişe için, söz konusu merkezi güçlendirmek üzere bu yöntemi her gün kullanın. Rahatlatır, bir tür güvenlik ve iyimserlik hissi verir.
  • Kendinize kalkan olun.
    Zahmetli hastaları olan iyileştiriciler dahil çoğu insanın kullandığı yararlı bir korunma biçimi de bedeninizin etrafında beyaz (ya da güç verdiğini düşündüğünüz herhangi bir renkte) ışık dolu bir zarf hayal etmektir. Bunu olumsuzluğu ya da fiziksel rahatsızlığı engelleyen ama pozitif olanı içeri alan bir kalkan gibi düşünün.
  • Pozitif insan ve durumları arayın.
    Başkalarındaki iyilikleri gören bir arkadaşınıza telefon edin. Bardağın dolu tarafını dile getiren bir meslektaşınızla zaman geçirin. Umut verici insanları dinleyin. Kendilerine ve başkalarına olan inançlarını işitin. Umut dolu kelimeleri, şarkıları ve sanat türlerini sevin. Umut bulaşıcıdır ve ruh halinizi yükseltir.
Bu stratejileri sürekli uygulayın. Duygusal olarak aşırı yüklendiğiniz her sefer tekerleği yeniden icat etmeniz gerekmez. Başa çıkma stratejileriyle, stresli durumlara daha hızlı yanıt verebilir, kendinizi daha güvende hissedebilir ve duyarlılıklarınızı geliştirebilirsiniz.
Konuyla ilgili bir de video buldum. İyi seyirler…

Dr. Orloff’s PBS Special “Emotional Freedom Now!”

Related Posts with Thumbnails

Incoming search terms for the article:

Share |

{ 2 yorum… bu yorumları oku ve sende bir tane bırak }

sinem güneş 26 Ocak 2010, 19:50 PM

sosyalliğin gereği olarak pek çok insanla etkileşime giriyoruz ve kaçınılmaz olarak “sünger”leşiyoruz. bir zamanlar ben de çevrenizde gördüğünüz binlerce insan gibi “duygusal sünger”dim. herkesin ruh halini daha iyi anlamak için kurduğum empatilerin benim kendimi anlamamı engellediğini gördüm zamanla ve böyle gitmemesi gerektiğini anladım. paylaştığınız yazıda bahsedilen yöntemleri uygulayarak “kendim gibi hissetmeye” başladım.
bizleree farkettirmeden ruhumuza dolan ve ardından hayat performansımızı alt-üst eden her türlü olumsuzluğa karşı beyaz kalkanımızı kullandığımız anda “kötü duygu yansımaları”nın bizden uzakta olduğunu hissediyoruz ve her alana pozitif enerjiyle yöneliyoruz. karşılığını nasıl mı alıyoruz? mutluluk, başarı ve güven…
oğuzhan bey, umarım paylaştığınız bu güzel yazıyı okuyan pek çok insanı duygusal sünger olduğunun farkına vardırırsınız. sahip oldukları bu farkındalıklarıyla pek çok insana göre fark yaratıp pozitif düşünceyle yaşamlarını sürdürürler…

Oğuzhan Başar 26 Ocak 2010, 19:55 PM

sinem hanım yazıyı ben gerçekten çok beğendim paylaşma gereği duydum. umarım tüm okuyanlara faydalı olur.. güzel yorumunuz için teşekkürler.

Yorum Bırakın

Bu yorum da belirli HTML tagları ve attributes kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

This site is using OpenAvatar based on

Additional comments powered by BackType

Önceki yazı:

Sonraki yazı:


Get Adobe Flash playerPlugin by wpburn.com wordpress themes